Kent State Üniversitesi ile yoğun olarak devam eden işbirliği kapsamında Beden Eğitimi konusunda eğitimcilerin eğitimini gerçekleştirmek üzere Yard. Doç Jennifer Fisette ve Doç. Theresa Walton Avrupa Koleji Okulları Beden Eğitimi Öğretmenleri ile buluştu.
Yard. Doç. Jennifer Fisette, Avrupa Koleji Okulları Beden Eğitimi Öğretmenleri ile gerçekleştirdiği aktarım ve çalışmalarda öğrenme ortamı, farkındalık, müfredat ve farklı içerik ve değerlendirme konularına yer verdi…
1. Öğrencilere beden eğitiminde söz hakkı vererek kendi kendine öğrenme ortamı oluşturmak
Beden eğitimi tüm öğrenme süreçlerinde vücudun hareketini öngören aktiviteleri içerir. Beden eğitimi, doğası gereği topluluk içinde yapılmaktadır, bedenin çoğu zaman diğer kişilerin gözü önünde olması öğrencilerin rahatsızlık duymalarına veya utanmalarına yol açabilmektedir.
Toplumumuzda sosyal kimliklerin çoğu zaman bireylerin inanış ve kalıplaşmış düşüncelerine endeksli olması, beden bilgisinin beden eğitimi müfredatının bir parçası olma önemini ortaya koymaktadır. Öğretmenler bu tür kişisel ve güç başlıkları sınıfta nasıl tartışıyorlar?
Öğrencilerin ne düşündüklerini ve neler hissettiklerini nasıl biliyorlar? Öğretmenler öğrencilerle ilgili çıkarımlarında çoğu zaman davranış ve performans bazlı kararlar verebiliyorlar; ancak öğrencilerin ne hissettiklerini gerçek anlamda bilebilmek için öğrencilerin ne dediklerine kulak verilmesi son derece önemli. Bunun yolu, öğrencileri dinlemekten ve öğrencileri insan bedeni ve toplumsal olarak inşa edilmiş cinsiyet konularıyla eğitmekten geçmektedir. Beden resmi çizme ve resim tanımlama çalışmaları tüm bu hassas ancak önemli hususlar için öğrencilerin ne düşündüklerini bizlere anlatabilir. Bu eğitim katılımcılara toplumsal olarak inşa edilmiş konuları inceleme fırsatı verecek, fiziksel eğitimle ilgili edindikleri genel tecrübeler için bir tartışma alanı oluşturacak, öğrencilerin beden eğitimi dersinde eşit olmayan güç ilişkilerinde karşılaşabilecekleri konularda daha derin ve anlamlı bir platform oluşturmalarını sağlayacaktır.
2. Ben kimim? Öğrencilerin kültürel bağlamda toplumsal kimliklerinin ve toplumsal eşitsizliklerin araştırılması.
Sizin kendinizi nasıl tanımladığınız bir öğretmen olarak sizin kim olduğunuzu etkileyecektir. Nihayetinde, kimliklerimiz toplum tarafından oluşturulup okullarımız ve yaşadığımız dünya içinde şekillenmektedir. Bizler, birey ve öğretmenler olarak, çoğu zaman fikirlerimizin, kalıplaşmış düşüncelerimizin ve önyargılarımızın temelini aslında bilmemekte veya anlamaktayız. Kim olduğumuzla ilgili doğru bir anlayışa sahip olabilmek ve öğrencilerimizin de kim olduklarını anlamaya yönelik farkındalık ve yeteneğe sahip olabilmek için öncelikle kendi imtiyazlarımızı ve/veya toplumda nasıl dışlandığımızı tanımlamalı ve sonrada kalıplaşmış düşüncelerimizi ve önyargılarımızı demonte etmeliyiz. Sonuç olarak, öğrencilerimizin toplumsal eşitsizlikleri ortaya çıkarıp onları araştırmalarını sağlayacak demokratik bir süreçte yer almaları için gerekli beceriyi elde etmelerini ve sporun, beden eğitiminin ve hareket etme kültürünün bilinçli eleştirel birer alıcısı olarak yetişmelerini istemekteyiz. Cinsiyet rolleri, beklentiler ve kalıplaşmış düşünceler özellikle spor ve beden eğitiminde sürekli olarak bulunmaktadır. Bu eğitim cinsiyet konularına, özellikle kızların beden eğitimi ve spor derslerindeki sorunlarına eğilecektir.
3. Müfredat modelleri ve müfredat geliştirme.
Beden eğitiminde, tüm sınıflar için ünitelendirilmiş çok çeşitli müfredat modelleri bulunmaktadır. Spor Eğitimi, Egzersiz Eğitimi, Toplum Bilimleri, Yetenek Başlıkları, Kişisel ve Toplumsal sorumluluk, Macera ve Açık Hava eğitim merkezleri gibi müfredat modelleri öğrencilerin eğitim ve bilgi edinme süreçlerinde olumlu rol oynamaktadır. Bu müfredat modelleri büyük ölçüde öğrenci merkezli olmakta ve çeşitli içerik alanlarında eğitim imkânı tanımaktadır.
Bu eğitimde, bu müfredat modelleri tanıtılacak ve katılımcılara geliştirip düzenleyecekleri beden eğitimi müfredatı için gerekli araçlar sağlanacaktır.
4. Değerlendirme
Değerlendirme, öğrencinin öğrenme süreci için itici bir güç ve temel bir unsurdur. Değerlendirme olmadan, öğretmenler, programlar ve okullar, öğrenmenin oluştuğunu anlamazlar ve öğrenciler ise performanslarını görme imkânı bulamazlar. Sonuçta, standart bazlı olsun olmasın, bir beden eğitimi müfredatı hazırlayıp, öğrencilerimizi değerlendirmeye tabi tutmazsak, tüm bu standartlar, hedefler ve amaçlar hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Bu nedenle, değerlendirme süreci, beden eğitimi müfredatımıza, öğretmenlerimize ve eğitim programlarımıza güvenilirlik sağlamaktadır. Bu eğitimde, öğrencilerin öğrenme süreçlerini ölçmek amacıyla tüm öğrenme süreçlerinde muhtelif değerlendirici ve biçimlendirici değerlendirme araçlarını temin edilecektir.
5. İçerikler– spor, egzersiz, dans, yoga, etc.
Beden eğitiminde öğretilecek içerik ne olmalıdır? Yalnızca spor bazlı oyunlara mı odaklanmalıyız? Egzersize mi? Dans ve yoga müfredatımızın bir parçası olmalı mıdır? Bu eğitim, hangi spor ve aktiviteye ihtiyaç varsa onlar için müfredat bilgisi oluşturmaya odaklanmaktadır.
Doç. Theresa Walton “Spor yönetimi” konusundaki deneyimlerini, spor koçluğu ve olumlu koçluk ana başlıkları altında Avrupa Koleji Okulları Beden Eğitimi Öğretmenleri ile paylaştı…
1. Spor koçları ve Yöneticilere darbe sonucu oluşan yaralanmalar içi eğitim
Son yapılan araştırmalar kafa travması ve darbe sonucu oluşan yaralanmaların uzun vadede bunama, hafıza kaybı, depresyon vb. spor kamuoyunda daha önce bilinmeyen ciddi sonuçlarla ilişkili olabildiğini ortaya koymaktadır. Boks gibi şiddet içeren bir sporun riskleri açıkça ortada olmasının yanında araştırmalar futbolda topa kafa vurmayla ilişkili daha küçük boyuttaki travmaların bile uzun vadeli sonuçları olabildiğini göstermektedir. Koçlar ve idareciler öğrencileri en güvenli şekilde çalıştırmak için bu alanda yapılan son bilimsel çalışmalara vakıf olmalıdırlar.
2. Bayan atletleri eğitme
Toplumsal ve kültürel faktörler kızların spor deneyimleri üzerinde önemli etkiler yaratmaktadır. Atletlerin güvenli ve olumlu bir spor deneyimine sahip olmaları için çalışan spor koçları da bu faktörleri dikkate almak durumundadırlar. Çoğu zaman kültürel beklentiler bayanların atlet olarak gelişim süreçleri önünde bir bariyer teşkil edebilmektedir. Tüm eğitim branşlarında olduğu gibi, bayanları ve onların tecrübelerini dinlemek bir spor koçuna atletlerini anlama ve onları en iyi şekilde eğitme fırsatını getirmektedir. Bu da koçlara, atletlerin başarıları önündeki engelleri yıkma noktasında yardım etmekte ve sporda bir “Eğitimsel çevre” oluşturmaktadır.
3. Olumlu koçluğun gücü
Koçluk, herhangi bir eğitim sürecinde olduğu gibi, bir amaç dahilinde yapılmalıdır. Rekabetçilik sporun yapısal bir unsuru olurken müsabaka ve spora iştirak nedenleri koçlar tarafından dikkatlice incelenmelidir. Koçlar, atletler için belli bir amaç doğrultusunda olumlu bir ortam oluşturarak, yarışmaları kazanmaktan daha fazla şey yapmış olarak, öğrencilere zorluklar ve fiziksel güçlüklerle nasıl yüzleşmeleri gerektiğini öğreterek onlara iyi bir atlet ve sportmen olmayı aşılarlar. Bu hedefler üstün atletik performansla yakın bir ilişki halinde ilerleyebilir, ancak atletlerin fiziksel, zihinsel ve duygusal bağlamdaki kişisel gelişimleri gençlik sporunun merkezinde yer almaktadır.
4. Spor medyası bilinci
Bir kişinin favori futbol takımının maçlarını izlemesi veya olimpiyatlarda kendi ülke sporcularını desteklemesi gibi aktiviteler spor izleyicisi olarak insanları bir araya getiren unsurlardır. Kişiler ortak bir takımı destekleyerek, birliktelik yaratıp olumlu ilişkiler geliştirmektedir. Ancak, aynı zamanda sporun medya nezdindeki oluşumu cinsiyet, din ile etnik ve sosyal sınıf farklılıklar gibi engeller yaratan ve eşitsizlikleri doğuran ideolojilerin aktarılmasına da sebep olabilir Türk medyası sadece birkaç büyük grup tarafından kontrol edildiğinden, eğitimcilerin, öğrencilere medyanın spor tasvirine eleştirel bir bakış getirmeyi nasıl öğreteceklerini iyi bilmeleri gerekmektedir.